İstek Hattı

FIKRA

27/10/2009 · Kategori: FIKRA




Kayserilinin biri ölüm döşeğindedir:

Kayserili: Sevgili karım burada mısın?

Eşi: Evet hayatım buradayım.

Kayserili: Sevgili oğlum Mehmet burada mısın?

Mehmet: Evet babacım buradayım.

Kayserili: Oğlum Ahmet ya sen burada mısın?

Ahmet: Evet ben de buradayım.

Kayserili: Güzel kızım sen burada mısın?

Kızı: Evet buradayım babacım.

Kayserili: Allah hepinizin belasını versin. Dükkanda kim duruyor o zaman?





TARİKATÇI TEMEL
 
> Temel bir tarikata girmek için başvurmuş. Şeyhin karşısına çıkarmışlar.
> Şeyh Temel'e:
> -Olur, ama 3 hafta karınla yatmayacaksın demiş. Neyse aradan üç hafta
> geçmiş ve Temel şeyhin önüne tekrar gelmiş.
> Şeyh sormuş: Temel tamam mı? Sabredebildin mi?
> Temel:
> -Valla, ilk hafta hiç problem yoktu. İkinci hafta sabrım çok zorlandı
> ama dayandım.
> Üçüncü hafta, markete alışverişe gittiğimizde benim kari üst raflardan
> bir iki paket almaya çalışıyordu. Hatunun bacakları gözükünce içim
> gitti. Daha sonra paketler yere düştü. Benim kari da paketleri almak
> için eğilince dayanamadım....
> Şeyh:
> -Aaaa olmadı simdi. Biz seni tarikata alamayız...
> Temel:
> -Sittir et tarikatı bizi artik Migros'a da almıyorlar.....!



KADINLAR AKILLIDIR !!! 

Kadının biri golf oynarken karşısında bir kurbağa görmüş.Kurbağanın tek bacağı taşın altına sıkışmış,hareket etmesini önlüyormuş,"beni kurtarırsan "demiş kadına"sana üç dilek hakkı tanıyacağım ama sana ne verirsem kocan 10 katını kazanacak" kadın kabul etmiş.Kurbayı kurtarmış.İlk dilek"dünyanın engüzel kadını olayım " demiş. kurbağa uyarmış "ama kocan da dünyanın en yakışıklı adamı olacak ve kadınlar onu rahat bırakmayacak" Önemli değil şimdide ikinci dileğimi söyliyim demiş kadın "dünyanın en zengin kadını olmak isterim" ama kocan senden 10 misli zengin olacak demiş kurbağa .Kadın gene kabul etmiş ve kadın en nihayet en son dileğini söylemiş "HAFİF BİR KALP KRİZİ GECİRMEK İSTİYORUM"....... Dil çıkarGülümse

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

HERŞEYİ ÜSTÜNE ALINMAK...

15/5/2009 · Kategori: FIKRA





Üstüne alırsın bi türlü, almazsın bir türlü.  Nerdeyse yüzde yüz eminsindir  sana anlatılmak istenenlerden ama her şeyi üstünüze alınmayın. Her şeyi üstüne alarak sürekli üzülen ben, bundan  sonra  hiç bir şeyi üstüme almıyıcam. Gerçek ten  kesin bana söylendiğinden emin olursam o zaman  üstüme alabilir ve inanabilirim. Cesareti olan, söylemek istediğini zaten yüzüne söyler... Üstünüze alınırsanız işte böyle gerizekalı olma durumunuz var...


YOLCULUK SIRASINDA

Otobüsle giderken, Bolu Dağı'nda verilen molada hemen tuvalete koşturdu.
Korkunç sıkışmıştı. Şansına boş kabin bulup kendini oraya attı...
Tam oturmuştu ki yan kabinden bir ses "merhaba" dedi.
Adam şaşkın "Merhaba" diye cevap verdi.
Ses devam etti: "Nasılsın?"
İlk defa başına böyle bir şey geliyordu...
Yine şaşkın şaşkın yanıtladı: "Sağ ol, iyiyim. sen nasılsın?"
Ses sordu: "Ne yapıyorsun?"
Bir an tereddüt geçirdi. Adam onun tuvalette olduğunu bildiği için mutlaka ne yaptığını da biliyordu. Düşündü ve yanıtladı: "Ben" dedi "İstanbul'dan Ankara'ya gidiyorum. Sen nereye gidiyorsun?"
Adamın sonraki cümlesi bu muhabbeti sona erdirdi.
"Hayatım, telefonu kapatıyorum. Yandaki tuvalette bir geri zekalı var. Sana sorduğum sorulara yanıt verip duruyor. Ben seni sonra ararım..."

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

YALAN

1/2/2009 · Kategori: FIKRA



Bir gün çocuklar yerde 50 krş bulmuşlar sınıfa gelmişler ve öğretmen bunların tartıştığını görmüş 'siz neyi tartışıyosunuz bakim' demiş. Çocuklarda '50 krşu en iyi yalan söyleyene vereceğiz' demişler. Öğretmende 'yalan ödüllendirilmez cezalandırılır' demiş ve sonra da 'ben küçükken hiç yalan söylemezdim' demiş bunun üzerine öğrenciler kıs kıs gülerek parayı öğretmene vermişler. Öğretmen 'parayı niye bana veriyorsunuz' demiş.Çocuklar 'en iyi yalanı siz söylediniz'...


Yalan ama Neden ve Kimi Kandırmak İçin?

Pinokyo ve Yalancı Çoban ilk çocuk yıllarımızdan beri hepimizin tanıdığı hatta belki de gündelik yaşantımızda en sık hatırladığı kahramanlardır. Ancak ne kadar ilginçtir ki söz konusu kahramanlar bize ilk çocukluk yıllarımızda bize belletilen ve belki de “en büyük suç” şeklinde ebeveynlerimiz ya da çevremizdeki kişiler tarafından tanımlanan bir kavramı “yalan”ı hatırlatır.

Belki de gündelik hayatımızın bir parçası haline gelmiş olan yalan onları bize çağrıştırır. Belki de çoktan masalları ve gerçekleri bir kenara koymuş, kendi yarattığımız gerçekler peşinde koşan usta birer yalancı olmuşuzdur.
Ancak gerçekte kandırdığımız kişi kimdir ? bunun cevabı gayet açık “ben” olsa da çoğunlukla bunu umursamayız ya da üzerinde durmaz geçeriz.

“Aldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söz, kıtır” olarak tanımlar TDK’nın güncel sözlüğü yalanı, bilerek ve isteyerek söylenir yalanlar. Kişi işine geldiği gibi anlatırken ya da söylerken bazı şeyleri artık yalan söyleme yoluna koyulmuştur bir kere, gariptir yalan belirli bir süre sonra tıpkı alkol ve diğer nörokimyasal etkililiği olan maddeler gibi bağımlılık yapmaya başlar.

Yalan alışkanlığı da tıpkı bu maddeler gibi küçük kullanımlar şeklinde başlar ve sorunlar arttıkça da şiddetlenir. Kişi artık hemen hemen her zaman günün herhangi bir zamanın da bir yalan söyleyivermiş bulur kendisini.

Ancak yalan artık patalojik (hastalıklı) hale gelmeye başladığında, yani her seferinde ya da çok sık yalan söylenmeye başlandığın da orta da ciddi bir sorun var demektir. Yalan doğası gereği her zaman olmasa dahi er ya da geç kendini gerçekliğini ortaya koyar yani diğer deyimle ortaya çıkar. Bu durum beraberinde sosyal bir takım sorunları da getirir, kişi artık yalancı çoban hikâyesinde olduğu gibi çevresi tarafından tüm davranışları ve sözleri kuşku ile takip edilen biri haline gelir.

Artık ona kimseler güvenmemektedir. Yalanla ilgili önemli gerçeklerden biri de en iyi yalancıların öncelikle kendilerini kandırabilen yalancılar olmasıdır. Kişi kendi söylediği yalanlara inanmayı başarıyor ve bunu bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde yapıyorsa artık söylediği yalanlar başkaları tarafından doğruymuş gibi algılanır. Çünkü artık yalan söyleyenin beden dili ve diğer iletişimleri, iletişimde karşı tarafa söylene sözün ya da anlatılanın doğru olduğu mesajını vermektedir.

Yani artık yalan söyleyenin yanakları domates gibi kızarmamakta, sesi titrememekte, gözlerini kaçırmamakta ya da burnunu kaşımamaktadır. Ne yazık ki o artık profesyonel bir yalancıdır.

Ancak İster palavra ister, kıtır deyin yalan hepimizin bildiği bir şekilde güveni yerle bir etse, önceden de söylediğim gibi iletişimi bozsa da, insanı yalan söylemeye iten bir takım nedenler de bulunmaktadır.

  • Acıyı Erteleme İhtiyacı: İnsanoğlunun temel olarak yaşantısı acı ve haz dengeleri üzerine kuruludur. Bu nedenler kişiler çoğunlukla acıdan kaçma ya da erteleme ihtiyacı duyarlar. İşte yalan da bize acı verecek bir durum karşısında erteleme sağlayan bir mekanizma olarak karşımıza çıkar. Başımıza gelebilecek olası kötü şeylerden sıyrılmak için yalana başvururuz.
  • Anlaşılmama Kaygısı: Anlaşılma söz konusu olduğunda karşımıza Empati kavramı çıkmaktadır. Temmuz ayı yazımda da değindiğim gibi empati gerekli duygusal zeka ve olgunluk olmadan kolaylıkla sağlanan ya da kurulduğu sanılan bir olgu olmaktan öteye geçemez. Kişi başkaları tarafından anlaşılmadığı hissine kapılırsa kendini olduğundan farklı göstermek için yalana başvurabilir.
  • Özgüven Eksikliği: Kişinin yaşadığı iç güvensizlikte yalan sebep olur ve temel güveni tekil etmek birilerinden yardım almak ya da artmış güven ihtiyacını doyurmak için türlü şekillerde ilgi çekmek amacıyla yalana başvurur.
  • Kişilik Bozuklukları: Kişide bağımlı, sınırda, narsistik vb. kişilik bozuklukları olduğu durumlarda önüne geçemediği bir şekilde türlü nedenlerle yalan söyler.
  • Sosyal Ortam ve Toplumsal Ahlaki Erozyon: İçinde yaşanılan sosyal ortam ve toplumun ahlaki değerlerinde yaşanan aşınma kişiyi yalan söylemenin kötü bir şey olmadığı inancına sürükleyebilir. “herkes yalan söylüyor ya da bilmem hangi şarkıcıya baksana neler söylemiş gibi” savunmalar bunun en belirgin göstergeleridir.
  • Model Alma: Kişinin yakın çevresinde yalan söyleyen model alabileceği ebeveyn, akraba, öğretmen ya da arkadaşlarının olması durumunda yalan söyleme alışkanlığı kazanması kaçınılmazdır.
  • Suçluluk Duygusu: Kişi yaptıkları ya da yaşadıkları ile ilgili olarak duyduğu suçluluğu bastırmak amaçlı yalan söyler. Burada adı geçen suçluluk bir özsuçluluk duygusudur ve kişi çoğunlukla söylediği yalana kendisini de inandırma eğilimindedir.

Murat Sarısoy-Our Future Gençlik Dergisi Sayı 35 Ekim 2007



                                                                                                          sermince

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

"TANISANA HADİ, TANISANA KİM OLDUĞUMU"

16/9/2008 · Kategori: FIKRA

Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkes acayip çalışmış, notlar fotokopiler havada uçuşmuş. Daha sonra sınavın yapılacağı
 
gün gitmişler bir de bakmışlar, ortada kağıt kalem yok sadece sıra sıra mikroskoplar. Hocada başlarında bekliyorken demiş ki, 'Bu
 
mikroskoplarda lam'da bir böceğin bacağı var, sınavınız bacağından böceği tanımak' Tabi hemen itirazlar, ama fayda etmemiş, hoca dediği
 
dedik. Öğrenciler mikroskopların başına geçmiş. Ama bir şey yapamıyorlar. En sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış. Hoca
 
arkasından seslenmiş :


''Kimsin ulan sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?' Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış :

'Tanısana hadi, tanısana kim olduğumu'

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

HEPİMİZİN GÜLMEYE İHTİYACI VAR (çok komik değiller, idare eder i

2/10/2007 · Kategori: FIKRA

 IŞIĞI GÖREN GELİYOR

Adamın karısı hamileymiş.Bir gece yarısı sancılanmış.Çağırılan ebe tam doğuma başlarken elektrikler kesilmiş.Adamcağız mecburen fener tutarak doğuma yardımcı oluyormuş.
Nihayet bebek sağlıkla doğmuş.Ancak ebe bakmış bir bebek daha geliyor.Onu da doğurtmuş.
Bitmemiş ardından bir tane daha..
Adam derhal feneri söndürmüş.Ebe;
-Ne yaptın,yak şu feneri!..
-Olmaz ebe hanım,baksana ışığı gören geliyor!..


 YENİ HİZMETÇİ

Adam evine telefon acar, telefonu yabancı bir bayan acar.Adam
karşıdaki sesi duyunca şaşırır, bayana sorar:

- "Sen kimsin?" Kız cevaplar:
- "Evin hizmetçisiyim."
- "Iyi de bizim hizmetçimiz yok ki!"
- "Evin hanımı beni bu sabah işe aldi."
- "Ya. Öyle mi? Ben de evin beyiyim. Hanımı cağırır mısın?"
- "Hanımınız şu an yatak odasında kocası sandığım bir adamla beraber."
Adam şaşırır, sinirlenerek,
- "Elli bin dolar kazanmak istermisin?" Kiz,
- "Tabii ki isterim.Kim istemez..."
- "O zaman çekmeçedeki silahı al, yukarı çıkıp o cadi ile o sümsük
herifi vur!"
Once ayak sesleri duyulur, sonra iki el silah sesi. Hizmetçi telefona
geri gelir:
- "Öldürdüm efendim, cesetleri ne yapayım?" Adam,
- "Cesetleri havuza at." Kadın duraklar:
- "Ama burada havuz yok ki?" Adam bir süre düşünür ve cevap verir:
- "Orasi 112 43 44 değil mi?
- "Hayir!!!!!
- "Pardon! Yanlış numarayı aramışım!!!!!"

 VETERİNER

Bir toplantıda bir genç Mehmet Akif küçük düşürmek için :

Affedersiniz,siz veteriner misiniz? demiş. M. Akif hiç istifini bozmadan şu cevabı vermiş :

Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?

 TARTI SEFASI

Temel'in eczanesine genç ve güzel bir kadın girmiş. Tartının üzerine çıkıp parayı atmış. Beğenmemiş, manto ve ceketini çıkarmış ve para atıp tekrar tartılmış. Yine sıkılmış eteğini çıkarınca, Temel atılmış ve parayı atmış,


- Devam edin bundan sonrası müesseseden…


 

 

 


 


 AKILLANMAK

Hoca yolculuk sırasında mola verip bir hana girer, bu sırada hana bir başka yolcu daha girer ve ikisi birden hancıdan yiyecek bir şeyler isterler. Fakat hancı yiyecek olarak sadece bir balık olduğunu söyler ve bunu paylaşmalarını önerir. Bunun üzerine hoca;

-'Ben balığın sadece başını yiyecem' der. Hancı bunun nedenini sorar, hoca da

-'Balık başı zekayı arttırır, balık başı yiyen insan akıllı olur' der. Bunun üzerine diğer yolcu hemen atılır ve hocaya

-'Balık başını niye sen yiyeceksin, ben yemek istiyorum' der. Hoca da itiraz etmez ve balığın koca gövdesini hoca yer ve bir güzel karnını doyurur, diğer yolcu ise sadece balığın başını yer ve sonra hocaya seslenir;

-'Sen koca gövdeyi yedin, karnını doyurdun, ben sadece kafayı yedim aç kaldım' der. Hoca da bunun üzerine lafı yapıştırır;

-'Bak nasıl akıllandın'

 AT NASIL ÇALINIR

At çalmak için bir ahıra giren hırsız yakalanır.Evsahibi merak ederek,sorar:
-Nasıl at çalındığını bana öğretirsen bir daha atlarımın çalınmasına çare arayacağım ve seni de serbet bırakacağım.
Hırsız kabul eder.Adamın gözü önünde atın yularını çözer,gemini vurur,üstüne atlayıp dört nala uzaklaşırken bağırır:
-Öğrendinmi?işte at böyle çalınır.


 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

BİR DEDİĞİNİ İKİ ETMEM

15/6/2007 · Kategori: FIKRA

Bir mahallede yeni komşularıyla çay sohbeti yapan kadına komşuları
- ‘’Senin aile yaşantına hayranız, eşin ve çocuklarınla çok mutlu bir yaşantın var. Kocanın BİR dediğini İKİ etmiyorsun. Bu mutluluğunun sırrını bizede anlat ‘’ derler.

- ‘’Kısaca anlatayım'’ der kadın ve anlatmaya başlar:

- ‘’Düğünümüz bittikten sonra kocam kendi atında , bende kendi atıma bindik evimize doğru gidiyoruz. Benim bindiğim atın ayağı takıldı ve sendeledi. Kocam arkasına döndü ve benim atıma ‘BİR’ dedi. Biraz daha ilerledik ve benim atımın ayağı tekrar takılıp tökezlediği zaman eşim tekrar arkasına dönüp atıma ‘İKİ’ dedi. Az sonra atım takrar aynı şekilde tökezleyince eşim arkasını döndü ve at’a ‘üç’ dedi ve belinden tabancasını çıkartıp atımı anlından vurdu.At oracıkta kanlar içinde yere yığılıp öldü. Ben şok olmuştum ve ata çok üzüldüm. Eşime bir hışımla çıkıştım ‘’ Yazık değil mi atı neden vurdun!!?'’ diye sordum. Eşim arkasını döndü ve bana ‘ BİR ‘ dedi.
Ve o günden sonra kocamın bir dediğini iki etmedim”

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

TANRI NEREDE?

15/6/2007 · Kategori: FIKRA

Jack ve Jhonny adında iki kardeş varmış. Bu kardeşler yaramazlıkda sınır tanımıyorlarmış. Artık öyle bir raddeye gelmişler ki mahallede kırılan dökülen herşeyin sorumlusu olarak onlar gösterilmeye başlanmış. Artık daha fazla dayanamayan mahalle sakinleri bu kardeşlerin anne ve babasına gidip bu çocukları rahibe götürmelerini istemişler. Anne ve babalarıda pazar günü olunca onları kiliseye rahibin yanına götürmüşler. Rahip ilk olarak büyük kardeş olan Jack'i yanına kabul etmiş. Jack korka korka rahibin karşısına oturmuş. Rahipde konuya nasıl gireceğini düşünüyormuş. En sonunda rahip dönmüş Jack'e ve şöyle demiş:
- Tanrı nerede?
Jack'in kanı donmuş ne diyiceğini bilemeden rahibe baka kalmış. Rahip soruyu tekrar sormuş:
- Evladım Tanrı nerede?
Jack daha beter şok olmuş boğazında bi düğüm ne yapacağını bilememiş. Rahip soruyu daha yüksek bir sesle yineleyince Jack oturduğu yerden fırlamış odadan çıkıp kardeşinin elini yakalamış ve eve kadar arkasına bakmadan koşmuş. Eve varınca yatağının altına saklanmış. Olanlardan hiç bişi anlamayan küçük kardeş neden saklandıklarını sorunca Jack şöyle cevap vermiş:
- Jhonny bu kez başımız çok büyük belada Tanrı kaybolmuş bizden biliyorlar

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!